29 Ağustos 2011 Pazartesi

KAHRAMAN TÜRKLER VE KÜRTLER!




Bülent Tekin
bulenttekin47@gmail.com

29 yaşındaki dört çocuk babası, siyahî göçmen Mark Duggan önceden planlanan operasyon yürütülürken içinde bulunduğu taksi durduruldu ve polis tarafından açılan ateşle öldürüldü. İşte 4 Ağustos’ta (2011) bu olayla, Londra’nın göçmen mahallesi Tottenham (İngiliz) polis şiddetine karşı bir isyan girişimi başlattı. Yakıp yıkmalar, yağmalamalar, tahribatlar işte bu öldürme olayından sonra başladı. İngiliz polisinin yalan açıklamalarıyla başlayan (Önce o bize ateş etti!) bu en yoksul mahalledeki ayaklanmalar, “Türk Mahallesi” olarak bilinen Haringey’e ulaşana dek medyamızda-polis tarafından siyahî bir gencin katledilmesi ayrıntısıyla-yer almadı. (Oysa dört çocuklu Mark Duggan silahını bırakıp teslim olurken katledilmişti.)

İşte ne olduysa o Türk Mahallesi işin içine girince oldu, “kahraman Türk ve Kürt esnafı” ellerindeki sopalar ve döner bıçaklarıyla dükkânlarını korumak ve yağmacıları kovalamak göreviyle ekranlarda yer aldılar. Elleri sopalı bakkal, manav, döner bıçaklı lokantacı, demir sopalı kuyumcu Türk ve Kürt kahramanlar, İngiliz polisinin tırsıp korktuğu bir anda tüm Londra’yı ve hatta tüm İngiltere’yi kurtardılar. Bizim kahraman Türk ve Kürt evlatlarımız-zaten aynı kandan gelmemiş miyiz?-İngilizlerin kalplerini fethettiler, onlara cesaretin ne olduğunu gösterdiler. Bir döner bıçağının otomatik silahtan, panzerden, bir ordu asiden daha çok iş yaptığını kanıtladılar. Türk ve Kürt cesaretinin yanında Anglo-Sakson’larınkinin esamesinin dahi okunmadığını herkes gördü. Aferin size kahraman Türk ve Kürt evlatları! Bizim şanımızı, şerefimizi Avrupa’da bir kez daha arttırdınız.

Irkçı ve milliyetçi bir bakış açısıyla olayları değerlendiren medyamız, Afrika’dan açlıktan ya da diktatörlüklerden (baskıdan) kaçanların genelde Avrupa ülkelerine sığındıklarını söylemiyor. Eli sopalı Türk-Kürt esnaf ordusunun, zencilerden farklı, kendi halinde, halim selim insanlar olduğunu ima eden haberlerin dünyanın ciddi kanallarında-bu haliyle(!)-haber olacağını düşünmüyorum. Çünkü ciddi kanallar olayın sosyoekonomik boyutunu ortaya koyar. Olanların mutlaka öncesini (arka planını) anlatır: Mesela, Ekim 1985’te de beş yüz civarında siyahî genç Tottenham sokaklarında polisle çatışmıştı, Keith Blakelock adlı bir polis ölesiye dövülmüştü. Geçen yıl da üniversite harçlarının artırılmasını protesto eden öğrencilerle polis arasında çatışmalar çıkmıştı. En azından ciddi haber kanalları bu söylediklerimi özetlerlerdi. Ve tuhaftır ki-bizimkiler siyahî olmadığı halde(!)-ülkemizde (son günlerde) Eskişehir Anadolu Üniversitesi Rektörlüğü, geçen yıl YÖK’ü protesto eden kırk beş öğrencisini okuldan attı. Ve ırkçı medyamız bununla da yetinmiyor artık: Kürt meselesine AKP öncesinde-Ordu’ya yağ çekmek amacıyla-dış mihrakların maşası derdi. Artık milat değişince, AKP sonrasında iç mihrak (Ergenekon, derin devlet) maşası olarak dokunuyor. Çiller-Ağar-Güreş üçlüsünün peşinden gitmek isteyen AKP’nin oluşturacağı yeni orduya (polis özel harekâtçılarla, jandarma komando özel harekâtçılara) çok adam gerekiyor. Ben olsam İngiltere’de eli sopalı Türk ve Kürt kahramanları göreve davet ederim. Kuyumcu dükkânlarını savunur gibi ülkelerini savunsunlar, oralarda neye duruyorlar?

Hiç yorum yok: