13 Temmuz 2013 Cumartesi

Mehmet Metiner’in 10. Yıl Marşı’na Tepkisi...



Mustafa Elveren (Em. Öğrt.)
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki; Sayın Mehmet Metinerle milletvekili olmadan önce kendisiyle yaptığım kısa bir telefon görüşmesi ve MSN üzerinden yazıştığım birkaç mesajın dışında hiçbir ilişkim ve tanışıklığım yoktur.
O mesajların bir tanesinde Sayın Metiner bana şöyle bir serzenişte bulunuyordu; “PKK beni tehdit ediyor. Siz neden bu örgütü kınamıyorsunuz? Ben de; “hırsızın hiç mi suçu yok” diye yanıt vermiştim. Bu yanıtım üzerine çok sinirlenmişti ve beni yermişti. O günden bu güne kadar bir daha da kendisiyle hiç irtibatım olmadı.
Birkaç yıl önce Antalya’da bir panel vesilesiyle bulunduğu sırada hemşehrisi olan Dr. İsmet Turanlı tarafından alınan randevuya Metiner’in konakladığı otele birlikte gitmiştik. Metiner’in otelden erken ayrılması nedeniyle o görüşme gerçekleşmedi. Bu durumdan rahatsız olan Sayın Turanlı hem üzülmüş ve biraz da sinirlenmişti.
Bu günlerde Sayın Mehmet Metinerle ilgili olarak medyada yayınlanan çok dikkat çekici bazı haberler beni de etkilemektedir. Sayın Mehmet Metiner Meclis kürsüsünde; “O cumhuriyet marşı değil, faşist bir marştır” diye bağırmış. “AKP'li Metiner'in 10. Yıl Marşı ile ilgili sözleri Meclis sıralarını karıştırdı.” (gercekgundem.com)
Bence çok doğru ve yerinde söylemiştir. Ancak Sayın Metiner İstiklal Marşı ve Mehter marşlarına da aynı şekilde karşı çıkabilir mi? Sözü edilen bu marşlar için de meclis kürsüsünde aynı duygularını dile getirebilir mi? Eğer bunu yapabilirse biz de O’nun demokrat olduğuna inanalım.
Resmi ideolojinin temel yapısı hiçbir zaman değişmemiştir. Mehter Marşları, İstiklal Marşı, 10.yıl Marşı, Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi, her sabah ilköğretim okullarında okutulan ANDIMIZ dün nasıl uygulandıysa, bu gün de aynen devam etmektedir. Dün Türk ırkçılığı söylemi daha ağırlıktaydı, bu gün de İslam sosu biraz fazla olması genel kaideyi değiştirmiyor.
“Kemalizm ve Politik İslam aynı madalyonun iki yüzüdür. Politik İslam’ın Kemalizm’e; Kemalizm’in Politik İslam’a hava gibi, su gibi ihtiyacı vardır. Bunun tarihsel ve sınıfsal kökleri çok derindedir…” (D. Küçükaydın / Gomanweb)
Sayın Demir Küçükaydın’ın bu tespitine aynen katılıyorum. Buradan hareketle Sayın Mehmet Metiner’in politik arenada ses getiren resmi ideoloji ile ilgili olarak yaptığı bazı çıkışları samimi olduğuna ben inanmıyorum. Şu 3.köprü ismini Yavuz koyan zihniyeti eleştirsin de görelim! Eleştiremez. Çünkü aynı zihniyetin bir parçası olduğu anlaşılmaktadır.
Sayın Metiner’i kapatılan HADEP Genel Başkan Yardımcılığı görevini ifa ettiği zaman da olumlu-olumsuz en çok eleştirenlerdenim. O nedenle Sayın Metiner’in bu eleştirilerimden dolayı beni hoş görü ile karşılamasını istirham ediyorum.
Mehmet Metiner ile ilgili olarak 2006 yılında “SAYIN MEHMET METİNER VE DTP” başlıklı bir makale yazmıştım. O zaman da biraz alınmıştı, fakat beni hoş görü ile karşılamıştı. O makaleden birkaç paragrafı buraya aktarmak istiyorum.
“Sayın Metiner, Siz İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde Sayın Başbakan’la yakın mesafede birlikte çalıştınız. Fakat bu durum Başbakan’ı eleştirmenize engel olmamalıdır. Ancak, PKK liderinin Ak Parti kadroları ve Başbakan için yaptığı eleştirilerden çok rahatsız olduğunuzu anlamaktayım. “PKK lideri Öcalan, İmralı’da her Allah’ın günü Başbakan Erdoğan’a ve AK Parti Hükümeti’ne verip veriştiriyor.” Bu Eleştirinizi tek taraflı ve haksız buluyorum. Öcalan’ın görüşme notlarını ben de çok dikkatlice takip ediyorum. Gerek “Demokratik Cumhuriyet Projesi” olsun, gerek Ak Parti ve Başbakan için söyledikleri olsun ve gerek ise, legal kürt siyasetçileri ve aydınları için söylediği sözlerinde hiç mi gerçek payı yok? Bazı kürt örgüt ve siyasetçileri “A. Öcalan hep hükümeti ve AKP’yi eleştiriyor, Orduya ve Kemalizme hiç dokunmuyor. İşbirliği içinde.” Gibi saçma bir iddiaya siz de inanıyor musunuz? Sanki Hükümeti temsil eden Başbakan ve Ak Parti Devletin bir kurumu değilmiş gibi düşünmek doğru değildir. Kağıt üzerende de olsa, Anayasa’da Yasama-Yürütme-Yargılama gibi Devletin üç temel kurumunun varlığı yok mu? Cumhuriyet tarihinde en çok milletvekili sayısına sahip olan ve Devlet’in Yürütme ile Yasama gibi iki temel ayağını oluşturan Hükümeti kuran Ak Parti’yi eleştirmeyecekse, kimi eleştirecektir? Öyle ise, A. Öcalan’ın söylediği“Tüccar zihniyetli din bezirganları” söyleminden bence rahatsızlık duymamalısınız.
Ben öyle inanıyorum ki, zaman gelecek Siz de, ben de ve hatta Türkiye bile Sayın Abdullah Öcalan’ı mumla arayacaktır. Çünkü uluslararası birçok oyunu boşa çıkarmış ve Türkiye’yi büyük felaketlerden kurtardığını düşünüyorum. Bölünmenin en temel ayağı olan Kürt-Türk boğazlaşmasının önüne geçmiştir. Yine de her şeye rağmen barış söylemleri ön plana çıkabiliyorsa, bu A. Öcalan’ın sayesinde olmaktadır. Bilindiği gibi, PKK kürt sorununun sebebi değil, tam tersi sonuçlarından bir tanesidir. Bir cümlelik Anayasal güvence ile hal olacak bir sorunu, götürüp ABD’ye teslim etmek, Türkiye’ye iyilik yapmak değildir. O çok “Atatürkçü” geçinen “Militan” sahte kemalistler ile ırkçı-kafatasçı kemalistler ve Müslümanlıkta öncülüğü kimseye vermeyen Kemalistler şimdi neredeler? O her fırsatta bize “bölücü”-“vatan haini” diyen “vatanseverler” neredeler? Bu ülkede bu kadar çok çeşit Kemalistler var oldukça, ben “bölücü”lüğe ve “vatan hainliği”ne devam edeceğim…” (M.Elveren / 2006 / Gomanweb)
Yedi yıl önce yazdığım bu makale ile Sayın Mehmet Metiner’i eleştirmiştim. O eleştirilerimin geçerliliğini bu gün de koruduğunu görmekteyim.
Sayın Metiner,
Ülkemizde Kürd sorunu da dâhil olmak üzere birçok önemli konuların çözümü için evrensel insan hakları ve hukuk normlarına göre gerçek bir demokrasinin oluşmasıyla mümkün olacağını siz benden daha çok iyi bilmektesiniz. Hiç olmazsa yüzde on seçim barajının indirilmesi konusunda çaba harcamalısınız. Bunu yapabilirseniz demokrasinin gelişmesine en büyük hizmeti yapmış olursunuz. Cesaret gösterip bu yönde olumlu katkı yapabilir misiniz?
Sövgü veya övgü yerine dostça eleştiri yapmak daha yararlı ve akılıca olur diye düşünüyorum. Sayın Mehmet Metinerle ilgili olarak yaptığım eleştiriler de bu çerçevede değerlendirilmelidir.


Hiç yorum yok: